Ehli kible kime denir ?

Optimist

New member
Ehli Kible: Bir Kalbin Yolculuğu

Herkese merhaba! Bugün, bana çok özel bir kavramı anlatmak istiyorum: Ehli Kible. Bu, kelime olarak kulağa belki de tanıdık gelmeyebilir, ama anlamı çok derin ve hayatla ilişkili. Ehli Kible, özünde bir insanın manevi yolculuğuna işaret eder, ama sadece bir kelime ya da etiket değildir. Bu kavramı daha iyi anlatabilmek için, sizlere sıcak bir hikaye paylaşmak istiyorum. Hikayenin içinde, hem stratejiyle, hem de empatiyle yol alacak karakterlerle karşılaşacaksınız. Duygusal bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

Küçük Bir Kasaba, Büyük Bir Kalp

Bir zamanlar, Anadolu’nun küçük bir köyünde, Serdar adında genç bir adam yaşardı. Serdar, kasabanın en pratik insanıydı. O, her sorunu çözebilecek kadar stratejik ve mantıklıydı. Kasabanın her işinde aktifti; tarlalarda çalışan, köyün ihtiyaçlarını organize eden, hatta dışarıdan gelen malların düzenini sağlayan, sorumluluklarını her zaman mükemmel şekilde yerine getiren biriydi. Ama bir yönü vardı ki, ne kadar mantıklı ve çözüm odaklı olsa da, duygusal açıdan biraz eksikti. İnsanlar ona hep pratik bir insan olarak bakardı; ama Serdar’ın içinde başka bir şey vardı, bir yumuşaklık, bir hissiyat… Bir şeyler eksikti, ama neydi?

Bir gün, kasabaya yeni bir öğretmen geldi. Adı Elif’ti ve dışarıdan gelen bu kadın, kasaba halkı için alışılmadık bir varlıktı. Elif, her şeyden önce çok empatik biriydi. Herkesin derdini dinler, gözlerinin içine bakarak sohbet ederdi. Elif’in kasabaya gelişinin ardından, kasaba halkı onun derin bakışlarından, karşısındaki insanları anlamasından etkilenmişti. Ama Elif’in etkisi yalnızca kasaba halkı üzerinde değildi; Serdar da, bu kadının içsel huzurunu ve merhametini fark etti.

Bir gün, Elif kasabaya yaptığı kısa gezilerden birinde Serdar ile karşılaştı. Serdar, her zamanki gibi işlerini toparlamaktan meşguldü, ama Elif, onun yanında durmuş ve biraz konuşmak istemişti.

“Serdar,” dedi Elif, “bir insan ne kadar mantıklı olursa olsun, bazen içindeki duyguları anlamaya çalışmak gerekmez mi?”

Serdar, başını hafifçe eğip, şaşkın bir şekilde Elif’e baktı. Ne demek istemişti? İçindeki duyguları anlamaya çalışmak mı? Elif, sadece kasabaya dair bilgilerini ve planlarını anlatmaya devam ederken, Serdar kafasında kendi duygularıyla mücadele etmeye başladı. Mantıklı düşünceye dayalı yaşamı, ona ne kadar "işe yarar" bir hayat sunmuş olsa da, bu derin soruya yanıt bulamıyordu.

Bir Sorunun Yanıtı: Ehli Kible

Günler geçtikçe, Serdar Elif’in söylediklerini düşünüp durdu. “Ehli Kible”, kasaba halkı arasında duyduğu ama ne anlama geldiğini bilmediği bir kelimeydi. Köyde birileri bu kelimeyi geçirdiğinde, genellikle derin bir saygı ifadesiyle söylenirdi. Ehli Kible, sadece bir dinî referans değildi; bir insanın kalbinin yöneldiği doğru yolu bulması ve o yolda huzur içinde yaşaması anlamına geliyordu.

Bir akşam, kasabanın meydanında halk toplandı. Konu, kasabanın geleceği ve nasıl daha iyi bir toplum olabilecekleriydi. Elif, Serdar’ın da katıldığı bir toplantı düzenlemişti. Herkes söz alıp fikirlerini belirtirken, Serdar birden kendini öne atarak konuşmaya başladı.

“Bence, toplum olarak daha iyi olmanın yolu, sadece işlerin pratik bir şekilde yapılmasından geçmez. Her bireyin kendini anlaması, duygusal ve manevi olarak da büyümesi gerekiyor. O zaman gerçek bir huzur buluruz,” dedi Serdar, gözleri kasaba halkında geziniyordu.

O an Elif’in bakışlarını hissetti. Gözlerinde bir onay vardı ama daha da önemlisi, Serdar’ın içinde bir değişiklik görmüştü. Bir anda o stratejik ve çözüm odaklı Serdar, insanları anlamaya ve onlarla empatik bir bağ kurmaya başlamıştı. Elif, Serdar’a gülümsedi ve onu cesaretlendiren bir bakışla, “İşte tam olarak bunu söylüyorum,” dedi.

Bir İnsanın Yönü: Ehli Kible Olmak

Serdar, o günden sonra sadece mantıklı kararlar almakla kalmadı; insanları ve duyguları anlamaya, onların derinliklerine inmeye de başladı. Ehli Kible olmanın sadece doğru yolda olmakla değil, bu yolda insanlarla gerçek bağlar kurmakla mümkün olduğunu fark etti. Artık her meseleye sadece bir çözüm değil, bir de empatiyle yaklaşmak gerektiğini biliyordu. Bunu başarmak, hem kendisinin hem de çevresindekilerin hayatını iyileştirecek bir yoldu.

Serdar’ın bu değişimi, kasabaya yayıldı. Kasaba halkı, Serdar’ın sadece bir lider değil, aynı zamanda bir dinleyici, anlayıcı ve huzurlu bir insan olduğunu görmeye başladı. O, sadece işi çözmekle kalmıyor, insanları da anlamaya çalışıyordu. Ehli Kible olmak, onun için artık sadece bir kavram değil, bir yaşam biçimi haline gelmişti.

Bir Yolculuğun Başlangıcı

Hikaye burada bitmiyor, aslında her birimizin kendi yolculuğu da bir şekilde bu hikayeye benziyor. Biz de hayatın her anında, stratejik düşüncelerle ve duygusal anlayışlarla hareket ediyoruz. Ehli Kible olmak, her insanın kalbinin yöneldiği doğru yolda olmak demek. Peki, sizce, hayatımızda Ehli Kible olmanın yeri nedir? Mantıklı mı olmalıyız, yoksa duygusal yönümüzü de keşfetmeli miyiz? Her birimizin deneyimlerinden çıkardığı dersler ne olabilir?

Hikayemi okuduktan sonra, kendi yolculuğunuzla bağlantı kurarak bu konuda neler düşündüğünüzü paylaşmanızı çok isterim. Belki de bu, forumumuzda çok daha derin bir tartışmaya dönüşebilir.