Uyanis
New member
Erşen'in 2013 yılında Geopolitics dergisinde yayımlanan “The Evolution of 'Eurasia' as a Geopolitical Concept in Post-Cold War Turkey” başlıklı makalesi, Soğuk Savaş sonrasında Avrasya kavramının Türkiye'de jeopolitik bir düşünce olarak nasıl geliştiğini inceleyen çalışmalarındandır. Makale, 18. ciltte, 24-44. sayfalar arasında yayımlanmıştır. Erşen'in 2019 tarihli “The Return of Eurasianism in Turkey: Relations with Russia and Beyond” başlıklı kitap bölümü de aynı konuyu Türkiye'nin Rusya ve diğer aktörlerle ilişkileri çerçevesinde ele alır. AVESİS+1
Peki bu tartışma neden önemli?
Çünkü Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde hangi bölgelere öncelik vermesi gerektiği sorusu, aynı zamanda ülkenin ekonomik geleceği, güvenliği ve kimlik algısıyla ilgilidir. Avrupa ile ekonomik ve siyasi ilişkilerin sürdürülmesi, Rusya ile iş birliği yapılması, Orta Asya ülkeleriyle bağların güçlendirilmesi ve Orta Doğu'daki gelişmelerin takip edilmesi birbirini dışlayan seçenekler olmak zorunda değildir.
Örneğin Türkiye'deki bir ihracatçı Avrupa pazarına erişimi önemseyebilirken Orta Asya'da yeni müşteriler arayabilir. Bir enerji şirketi farklı ülkelerden tedarik seçeneklerini değerlendirebilir. Bir güvenlik uzmanı ise Karadeniz'deki gelişmelerin NATO, Rusya ve bölge ülkeleri arasındaki dengeleri nasıl etkilediğine odaklanabilir.
Bu aktörlerin her biri farklı bir önceliğe sahip olsa da aynı coğrafi ve siyasi gerçeklik içinde hareket eder.
Benim değerlendirmeme göre Avrasyacılık tartışmalarında en sık yapılan hatalardan biri, konuyu yalnızca Batı yanlılığı ile Rusya yanlılığı arasında bir tercih gibi sunmaktır. Oysa akademik açıdan daha verimli soru, hangi ilişkinin hangi koşullarda Türkiye'ye fayda sağladığı ve hangi bağımlılıkları beraberinde getirdiğidir.
Bir düşüncenin adından çok, somut politika sonuçlarını tartışmak daha açıklayıcıdır. Sizce Türkiye, Avrupa, Rusya ve Orta Asya ile ilişkilerini birbirini tamamlayan bir strateji içinde geliştirebilir mi?
5. Enerji Jeopolitiği: Dış Politikanın Faturalara ve Ekonomiye Etkisi
Emre Erşen'in çalışmalarının dikkat çekici boyutlarından biri enerji politikalarıdır. Erşen ve Mitat Çelikpala'nın 2019 yılında Energy Policy dergisinde yayımlanan “Turkey and the changing energy geopolitics of Eurasia” başlıklı makalesi, Avrasya'da değişen enerji jeopolitiği içinde Türkiye'nin rolünü inceler. Makale derginin 128. cildinde, 584-592. sayfalar arasında yer almaktadır. AVESİS
Enerji jeopolitiği, enerji kaynaklarının yalnızca ekonomik bir ürün olmadığını; ülkeler arasındaki güç ilişkilerini de etkileyebildiğini anlatan bir kavramdır. Petrol ve doğal gazın nerede üretildiği, hangi güzergâhlardan taşındığı, depolama kapasitesi ve alternatif tedarik seçenekleri devletlerin hareket alanını etkiler.
Konuyu günlük hayattan basit bir örnekle düşünelim.
Bir hanenin doğal gaz tüketiminin değişmediğini varsayalım. Uluslararası enerji fiyatları yükselirse veya döviz kuru artarsa enerji maliyetleri üzerinde baskı oluşabilir. Bunun faturaya ne ölçüde yansıyacağı ise sözleşmeler, düzenlemeler, vergiler, sübvansiyonlar ve fiyatlandırma mekanizmaları gibi etkenlere bağlıdır. Dolayısıyla dış politikadaki bir gelişmenin tüketici faturalarına doğrudan ve aynı oranda yansıyacağını söylemek doğru olmaz.
Benzer biçimde enerji maliyetleri sanayi işletmelerinin üretim giderlerini etkileyebilir. Üretim maliyetlerindeki değişimler, işletmelerin rekabet gücü ve yatırım kararları üzerinde sonuç doğurabilir. Bu bağlantı, uluslararası ilişkiler ile ekonomi arasındaki ilişkinin somut örneklerinden biridir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bir ülkenin enerji kaynaklarının çeşitlenmesi ile enerji bağımsızlığı aynı şey değildir.
Çeşitlendirme, tedarik için birden fazla ülke veya güzergâhın kullanılabilmesi anlamına gelir. Enerji bağımsızlığı ise tüketim, üretim, teknoloji, depolama ve altyapı gibi çok daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir. Bir ülke farklı tedarikçilerle çalışsa bile dış kaynaklara önemli ölçüde bağımlı olabilir.
Türkiye açısından enerji güvenliği tartışmasında şu göstergelere bakmak gerekir:
- Toplam enerji tüketiminin ne kadarının ithalatla karşılandığı.
- İthalatın kaynak ülkelere göre nasıl dağıldığı.
- Alternatif boru hatlarının ve sıvılaştırılmış doğal gaz altyapısının kapasitesi.
- Yenilenebilir enerji üretiminin ve enerji verimliliğinin gelişimi.
- Enerji maliyetlerinin sanayi, hane halkı ve kamu bütçesi üzerindeki etkisi.
Bu göstergeler değerlendirilmeden yalnızca siyasi açıklamalara bakarak enerji politikasının başarılı veya başarısız olduğuna karar vermek eksik bir yaklaşım olur.
Üstelik enerji politikası yalnızca ekonomik büyümeyle ilgili değildir. Hava kirliliği, iklim değişikliği, sağlık, enerji yoksulluğu ve gelecek kuşakların yaşam koşulları da bu tartışmanın parçasıdır.
Örneğin bir enerji yatırımı kısa vadede arz güvenliğini artırabilir; ancak uzun vadeli çevresel maliyetleri ve finansman yükünü de beraberinde getirebilir. Dolayısıyla karar vericilerin yalnızca bugünkü fiyatlara değil, yatırımın bütün yaşam döngüsüne bakması gerekir.
6. Akademik Yayınlar ve Sayılar Ne Söylüyor?
Bir akademisyenin çalışmalarını değerlendirirken yayın sayısı ve atıf gibi göstergeler yararlı olabilir. Ancak bu verileri doğru okumak gerekir.
Marmara Üniversitesi AVESİS profilinde Emre Erşen için şu göstergeler yer almaktadır:
- Toplam yayın: 68 kayıt.
- Web of Science kapsamındaki yayınlar: 10.
- Scopus kapsamındaki yayınlar: 9.
- Web of Science atıfları: 60.
- Scopus atıfları: 59.
- Web of Science h-indeksi: 4.
- Scopus h-indeksi: 5.
Bu rakamlar, üniversitenin akademik profilinde görüntülenen değerlerdir; zaman içinde değişebilir. Web of Science ve Scopus farklı yayınları ve atıf kayıtlarını kapsayabildiğinden, iki veri tabanındaki rakamları doğrudan toplayarak toplam yayın veya toplam atıf sayısı elde etmek doğru değildir. Aynı çalışma her iki veri tabanında da yer alabilir. avesis.marmara.edu.tr
Peki h-indeksi ne demektir?
Bir araştırmacının h-indeksinin 5 olması, en az beş çalışmasının her birinin en az beş atıf aldığı anlamına gelir. Bu ölçüt, yayın sayısını ve atıf etkisini birlikte değerlendirmeye çalışır. Ancak bir akademisyenin bütün çalışmalarının kalitesini tek başına göstermez.
Örneğin iki araştırmacıdan biri daha az sayıda, fakat kendi alanında yoğun biçimde tartışılan makaleler yayımlamış olabilir. Diğeri daha fazla sayıda çalışmaya sahip olabilir; ancak yayınlarının atıf alma süresi henüz yeterince uzun olmayabilir. Araştırma alanlarının büyüklüğü, yayın dili, disiplinin atıf alışkanlıkları ve makalelerin yayımlanma tarihi de sonuçları etkiler.
Uluslararası ilişkiler gibi güncel olaylarla yakından bağlantılı alanlarda, bir makalenin yayımlandığı tarih ayrıca önemlidir. 2015 yılındaki bir siyasi krizi inceleyen çalışma, dönemin koşullarını anlamak açısından değerli olabilir; fakat bugünkü gelişmeleri açıklamak için daha yeni kaynaklarla birlikte okunmalıdır.
Bu nedenle Emre Erşen'in akademik üretimini değerlendirirken üç soruyu bir arada sormak daha sağlıklıdır:
1. Çalışma hangi soruya cevap arıyor?
2. Hangi kanıtları ve araştırma yöntemlerini kullanıyor?
3. Bulguları sonraki akademik tartışmalara ne ölçüde katkı sağlıyor?
Bu üç soru, salt sayıların ötesine geçerek araştırmanın niteliğini anlamaya yardımcı olur.
7. Öne Çıkan Kitapları ve Bilimsel Katkıları
Emre Erşen'in yayınları yalnızca makalelerden oluşmuyor. Akademik profilinde çeşitli kitaplar, kitap bölümleri ve editörlük çalışmaları da yer alıyor.
Öne çıkan eserlerinden bazıları şunlardır:
Turkey's Pivot to Eurasia: Geopolitics and Foreign Policy in a Changing World Order (2019): Seçkin Köstem ile birlikte editörlüğünü yaptığı bu eser, Türkiye'nin Avrasya'ya yönelmesini jeopolitik ve dış politika bağlamında ele alır. Kitabın Routledge tarafından yayımlandığı Marmara Üniversitesi kayıtlarında belirtilmektedir. AVESİS+1
Russia in the Changing International System (2020): Emel Parlar Dal ile editörlüğünü yaptığı bu çalışma, Rusya'nın değişen uluslararası sistemdeki yerini ve küresel ilişkilerdeki dönüşümleri ele alan akademik bir derlemedir. Palgrave Macmillan tarafından yayımlanmıştır. AVESİS+1
Turkey between the United States and Russia: Surfing on the Edge (2021): Nur Çetinoğlu Harunoğlu ve Ayşegül Sever ile birlikte yazdığı bu kitap, Türkiye'nin ABD ve Rusya ile ilişkilerini birlikte değerlendiren çalışmalardan biridir. Eser Lexington Books tarafından yayımlanmıştır. Marmara University+1
Bu eserlerin ortak noktası, Türkiye'nin dış politikasını tek bir ülkeyle ilişkisine indirgememeleridir. Bir devletin uluslararası konumunu anlamak için müttefiklerini, rakiplerini, ekonomik ortaklarını ve bölgesel koşulları birlikte değerlendirmek gerekir.
Peki bu tartışma neden önemli?
Çünkü Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde hangi bölgelere öncelik vermesi gerektiği sorusu, aynı zamanda ülkenin ekonomik geleceği, güvenliği ve kimlik algısıyla ilgilidir. Avrupa ile ekonomik ve siyasi ilişkilerin sürdürülmesi, Rusya ile iş birliği yapılması, Orta Asya ülkeleriyle bağların güçlendirilmesi ve Orta Doğu'daki gelişmelerin takip edilmesi birbirini dışlayan seçenekler olmak zorunda değildir.
Örneğin Türkiye'deki bir ihracatçı Avrupa pazarına erişimi önemseyebilirken Orta Asya'da yeni müşteriler arayabilir. Bir enerji şirketi farklı ülkelerden tedarik seçeneklerini değerlendirebilir. Bir güvenlik uzmanı ise Karadeniz'deki gelişmelerin NATO, Rusya ve bölge ülkeleri arasındaki dengeleri nasıl etkilediğine odaklanabilir.
Bu aktörlerin her biri farklı bir önceliğe sahip olsa da aynı coğrafi ve siyasi gerçeklik içinde hareket eder.
Benim değerlendirmeme göre Avrasyacılık tartışmalarında en sık yapılan hatalardan biri, konuyu yalnızca Batı yanlılığı ile Rusya yanlılığı arasında bir tercih gibi sunmaktır. Oysa akademik açıdan daha verimli soru, hangi ilişkinin hangi koşullarda Türkiye'ye fayda sağladığı ve hangi bağımlılıkları beraberinde getirdiğidir.
Bir düşüncenin adından çok, somut politika sonuçlarını tartışmak daha açıklayıcıdır. Sizce Türkiye, Avrupa, Rusya ve Orta Asya ile ilişkilerini birbirini tamamlayan bir strateji içinde geliştirebilir mi?
5. Enerji Jeopolitiği: Dış Politikanın Faturalara ve Ekonomiye Etkisi
Emre Erşen'in çalışmalarının dikkat çekici boyutlarından biri enerji politikalarıdır. Erşen ve Mitat Çelikpala'nın 2019 yılında Energy Policy dergisinde yayımlanan “Turkey and the changing energy geopolitics of Eurasia” başlıklı makalesi, Avrasya'da değişen enerji jeopolitiği içinde Türkiye'nin rolünü inceler. Makale derginin 128. cildinde, 584-592. sayfalar arasında yer almaktadır. AVESİS
Enerji jeopolitiği, enerji kaynaklarının yalnızca ekonomik bir ürün olmadığını; ülkeler arasındaki güç ilişkilerini de etkileyebildiğini anlatan bir kavramdır. Petrol ve doğal gazın nerede üretildiği, hangi güzergâhlardan taşındığı, depolama kapasitesi ve alternatif tedarik seçenekleri devletlerin hareket alanını etkiler.
Konuyu günlük hayattan basit bir örnekle düşünelim.
Bir hanenin doğal gaz tüketiminin değişmediğini varsayalım. Uluslararası enerji fiyatları yükselirse veya döviz kuru artarsa enerji maliyetleri üzerinde baskı oluşabilir. Bunun faturaya ne ölçüde yansıyacağı ise sözleşmeler, düzenlemeler, vergiler, sübvansiyonlar ve fiyatlandırma mekanizmaları gibi etkenlere bağlıdır. Dolayısıyla dış politikadaki bir gelişmenin tüketici faturalarına doğrudan ve aynı oranda yansıyacağını söylemek doğru olmaz.
Benzer biçimde enerji maliyetleri sanayi işletmelerinin üretim giderlerini etkileyebilir. Üretim maliyetlerindeki değişimler, işletmelerin rekabet gücü ve yatırım kararları üzerinde sonuç doğurabilir. Bu bağlantı, uluslararası ilişkiler ile ekonomi arasındaki ilişkinin somut örneklerinden biridir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bir ülkenin enerji kaynaklarının çeşitlenmesi ile enerji bağımsızlığı aynı şey değildir.
Çeşitlendirme, tedarik için birden fazla ülke veya güzergâhın kullanılabilmesi anlamına gelir. Enerji bağımsızlığı ise tüketim, üretim, teknoloji, depolama ve altyapı gibi çok daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir. Bir ülke farklı tedarikçilerle çalışsa bile dış kaynaklara önemli ölçüde bağımlı olabilir.
Türkiye açısından enerji güvenliği tartışmasında şu göstergelere bakmak gerekir:
- Toplam enerji tüketiminin ne kadarının ithalatla karşılandığı.
- İthalatın kaynak ülkelere göre nasıl dağıldığı.
- Alternatif boru hatlarının ve sıvılaştırılmış doğal gaz altyapısının kapasitesi.
- Yenilenebilir enerji üretiminin ve enerji verimliliğinin gelişimi.
- Enerji maliyetlerinin sanayi, hane halkı ve kamu bütçesi üzerindeki etkisi.
Bu göstergeler değerlendirilmeden yalnızca siyasi açıklamalara bakarak enerji politikasının başarılı veya başarısız olduğuna karar vermek eksik bir yaklaşım olur.
Üstelik enerji politikası yalnızca ekonomik büyümeyle ilgili değildir. Hava kirliliği, iklim değişikliği, sağlık, enerji yoksulluğu ve gelecek kuşakların yaşam koşulları da bu tartışmanın parçasıdır.
Örneğin bir enerji yatırımı kısa vadede arz güvenliğini artırabilir; ancak uzun vadeli çevresel maliyetleri ve finansman yükünü de beraberinde getirebilir. Dolayısıyla karar vericilerin yalnızca bugünkü fiyatlara değil, yatırımın bütün yaşam döngüsüne bakması gerekir.
6. Akademik Yayınlar ve Sayılar Ne Söylüyor?
Bir akademisyenin çalışmalarını değerlendirirken yayın sayısı ve atıf gibi göstergeler yararlı olabilir. Ancak bu verileri doğru okumak gerekir.
Marmara Üniversitesi AVESİS profilinde Emre Erşen için şu göstergeler yer almaktadır:
- Toplam yayın: 68 kayıt.
- Web of Science kapsamındaki yayınlar: 10.
- Scopus kapsamındaki yayınlar: 9.
- Web of Science atıfları: 60.
- Scopus atıfları: 59.
- Web of Science h-indeksi: 4.
- Scopus h-indeksi: 5.
Bu rakamlar, üniversitenin akademik profilinde görüntülenen değerlerdir; zaman içinde değişebilir. Web of Science ve Scopus farklı yayınları ve atıf kayıtlarını kapsayabildiğinden, iki veri tabanındaki rakamları doğrudan toplayarak toplam yayın veya toplam atıf sayısı elde etmek doğru değildir. Aynı çalışma her iki veri tabanında da yer alabilir. avesis.marmara.edu.tr
Peki h-indeksi ne demektir?
Bir araştırmacının h-indeksinin 5 olması, en az beş çalışmasının her birinin en az beş atıf aldığı anlamına gelir. Bu ölçüt, yayın sayısını ve atıf etkisini birlikte değerlendirmeye çalışır. Ancak bir akademisyenin bütün çalışmalarının kalitesini tek başına göstermez.
Örneğin iki araştırmacıdan biri daha az sayıda, fakat kendi alanında yoğun biçimde tartışılan makaleler yayımlamış olabilir. Diğeri daha fazla sayıda çalışmaya sahip olabilir; ancak yayınlarının atıf alma süresi henüz yeterince uzun olmayabilir. Araştırma alanlarının büyüklüğü, yayın dili, disiplinin atıf alışkanlıkları ve makalelerin yayımlanma tarihi de sonuçları etkiler.
Uluslararası ilişkiler gibi güncel olaylarla yakından bağlantılı alanlarda, bir makalenin yayımlandığı tarih ayrıca önemlidir. 2015 yılındaki bir siyasi krizi inceleyen çalışma, dönemin koşullarını anlamak açısından değerli olabilir; fakat bugünkü gelişmeleri açıklamak için daha yeni kaynaklarla birlikte okunmalıdır.
Bu nedenle Emre Erşen'in akademik üretimini değerlendirirken üç soruyu bir arada sormak daha sağlıklıdır:
1. Çalışma hangi soruya cevap arıyor?
2. Hangi kanıtları ve araştırma yöntemlerini kullanıyor?
3. Bulguları sonraki akademik tartışmalara ne ölçüde katkı sağlıyor?
Bu üç soru, salt sayıların ötesine geçerek araştırmanın niteliğini anlamaya yardımcı olur.
7. Öne Çıkan Kitapları ve Bilimsel Katkıları
Emre Erşen'in yayınları yalnızca makalelerden oluşmuyor. Akademik profilinde çeşitli kitaplar, kitap bölümleri ve editörlük çalışmaları da yer alıyor.
Öne çıkan eserlerinden bazıları şunlardır:
Turkey's Pivot to Eurasia: Geopolitics and Foreign Policy in a Changing World Order (2019): Seçkin Köstem ile birlikte editörlüğünü yaptığı bu eser, Türkiye'nin Avrasya'ya yönelmesini jeopolitik ve dış politika bağlamında ele alır. Kitabın Routledge tarafından yayımlandığı Marmara Üniversitesi kayıtlarında belirtilmektedir. AVESİS+1
Russia in the Changing International System (2020): Emel Parlar Dal ile editörlüğünü yaptığı bu çalışma, Rusya'nın değişen uluslararası sistemdeki yerini ve küresel ilişkilerdeki dönüşümleri ele alan akademik bir derlemedir. Palgrave Macmillan tarafından yayımlanmıştır. AVESİS+1
Turkey between the United States and Russia: Surfing on the Edge (2021): Nur Çetinoğlu Harunoğlu ve Ayşegül Sever ile birlikte yazdığı bu kitap, Türkiye'nin ABD ve Rusya ile ilişkilerini birlikte değerlendiren çalışmalardan biridir. Eser Lexington Books tarafından yayımlanmıştır. Marmara University+1
Bu eserlerin ortak noktası, Türkiye'nin dış politikasını tek bir ülkeyle ilişkisine indirgememeleridir. Bir devletin uluslararası konumunu anlamak için müttefiklerini, rakiplerini, ekonomik ortaklarını ve bölgesel koşulları birlikte değerlendirmek gerekir.